Bırakın canları sıkılsın! Serbest oyun nedir ve nasıl geliştirilir?

Serbest Oyun Nedir: Çocuk tarafından seçilen, başlatılan ve yönetilen oyuna serbest oyun denir. Ebeveynin hiç müdahalesi olmadan, yönlendirmeden çocuğun kendi seçip oynadığı oyun. Yani “gel bununla oyna, al resim yap, hadi şunu yap, hadi bunu yap” diye dışarıdan müdahale edilmeden, çocuğun kendisinin karar verip oynadığı oyun.

Serbest Oyun neden önemlidir: “Alman Nörolog Gerald Hüther’e göre “Oyun beynin gübresidir”, çünkü kuralsız oyun beynin içinde ağ kurmayı sağlar. Çocuklara bir şeyleri öğretmeye çalışmak sinirsel bağlantıları oyun kadar iyi kuramaz. Örneğin; okul günlerinizi düşünün, bir sınav için öğrendikleriniz çabucak unutuldu değil mi? Ama severek öğrendiklerinizi, sizi ilgilendiren bilgileri hala hatırlıyor olabilirsiniz. Ve çocuklar da oyunla herşeyi daha iyi öğreniyorlar. Öğrenmek için ihtiyaç duyduklarını oyunlar vesilesiyle öğrenirler ve böylelikle en optimal derecede kendilerini geliştirirler. Belki uzun bir süre evcilik tarzı, başka rollere girerek oyun oynarlar, daha sonra oyun hamurları, bir şeylere şekil verme, ve daha sonra bir şeyleri birbirine karıştırma daha sonra zıplama ve böyle devam ederek kendi hallerinde o oyundan o oyuna geçerler. Oyun akışlarının götürdüğü bağımsız deneyimler, mutluluk hormonlarının salınmasına ve beyindeki nöronlarının bağlanmasına yol açar.” Frida Mercury/ Sosyal Pedagog

Serbest Oyunu şu şekilde geliştirebilir ve teşvik edebiliriz

1. Doğada oyun

Açık alanda, doğada kısıtlayıcı duvarlar yok ve hayal gücünü geliştirip, rahatça oynayabileceği binlerce malzeme doğada mevcut. Bir şeye dahil olma baskısı olmadan, kendi halinde yaratıcı süreç doğada başlar. Eğer ebeveyni tarafından “aa ona dokunma, aa o pis” gibi baskılama veya “üzerin pis olacak” veya “gel toprakla oyna, gel taşlara bak” gibi yönlendirmeler, kısıtlamalar olmazsa, doğada çocuk kendi halinde binlerce oyun bulur. Hatta öyle bir oynar ki, ruhunun ne kadar özgürleştiğini, nasıl mutlu olduğunu çok rahat gözlemleyebilirsiniz.

2. Can sıkıntısından korkmayın

Çocukların canlarının sıkılmalarına zaman tanıdığınızda ve onları kendi hallerine bıraktığınızda yeni fikirlerin ortaya çıkacağından emin olun. Canının sıkılmasına izin verilmemiş, her zaman alternatifler sunulmuş çocuğu can sıkılmasına ilk bıraktığınızda, sizi bunaltıp, çıldırtacağı durumlara da hazır olun. Bu büyük sabır isteyen bir durum, ama uzun vadede getirisi çok fazla. Çocuklar keşfetmeyi kendi başlarına öğrenmek zorundalar. Can sıkıntısıyla hayal güçlerinin sonsuz kaynaklarını keşfederler ve bunlar hayatları boyunca keşfedecekleri kaynaklardır.

Biz bu durumu daha çok Hanne Vera’da yaşıyoruz, ilk çocuk olması nedeniyle fazlasıyla müdahaleci olmuşuz bir zamanlar ve şimdi onun zararlı meyvelerini alıyoruz. Canı sıkılınca bizi veya kardeşlerini çok rahatsız ediyor. Akif ve Meryem’de durum öyle değil, tabii ki 2. ve 3. çocuk olmalarının etkileri büyük. Son iki numara çok rahat can sıkıntısını regüle edebiliyorlar, muhakkak kendi hallerinde yapacak bir şeyler buluyorlar.

3. Bazen görmezden gelin

Çocukların sessiz kaldıklarında muhakkak bir şeyler yaptıklarını hepimiz biliyoruz değil mi? Belkide bu serbest oyunun akışıdır, ve bu harika geliştirici bir deneyimdir aslında. Saksının toprağını karıştırmak veya çeşmeyle oynamaları sadece hayal güçlerini değil aynı zamanda temel fizik anlayışlarını ve ince motor becerilerini de geliştiriyor. Bu durumda bize düşen, manzaranın tadını çıkartmaktır;)

4. Kendilerinin araştırıp, keşfetmelerine izin verin

Hala çocuklarına bir şeyler öğretmek için çaba sarfeden hatta zorlayan ebeveynler görüyoruz. Çocukları en doğrusunu yapsınlar diye onları yönlendiren ebeveynler. Çocuklar bir oyuncağı kendileri keşfedip oynamaya başlarlarsa daha çok öğrenirler ve eğlenirler. Oyunun veya oyuncağın amacını ve anlamını kendileri bulurlarsa, bizim aklımıza gelmeyen ama kendilerinin keşfettikleri, o oyunun öngörülmeyen başka yönlerini de buluyorlar. Ve bu durumdan çok büyük keyif alıyorlar.

5. Oyuna dahil olun ama kararları çocuğa bırakın

Serbest oyun denilince, çocukları “saldım çayıra Mevlam kayıra” durumu anlaşılmasın, tabii ki çocuklarımızla oyun oynamalıyız. Oyunun kurallarını çocuğa bırakarak, onların istedikleri şekilde onlarla oynamalıyız. Açık havada “saldım çayıra” da harika olur ama 😉 Bunun getirisi de çok büyük, oyunda kuralları kendisi koyan çocuk daha özgüvenli, karar verme, yönetme ve kararlarıyla baş etme yeteneğini de böylelikle kazanır. Ve bizler de bu sayede serbest oyunu desteklemiş ve çocuğumuzu da farklı bir açıdan tanıma fırsatımız olur.

6. Zaman tanıyın

Kısa mesafede yürürken bile, çocuklar genellikle yol boyunca bir çok şeyler keşfederler. Belki bir böcek veya özel bir sopa ya da parlayan minik bir taş. Çocuğu acele ettirip yola devam etmesi için zorlamak yerine, bulduğu nesneleri inceleyip bakabilmesi için zaman tanıyın.

Bugünün dünyasında bizler için anı durdurmak, yavaşlatmak ve tadını çıkarmak zor değil mi? Belki çocuklarımızdan etkilenerek, onlarla birlikte bunu başarabiliriz. Onların oyun akışları bizleri etkileyebilir ve böylelikle yeniden serbest oyunu ve can sıkıntısını keşfedebiliriz.

Bol serbest oyunlu günleriniz olsun 😉

Sosyal Pedagog Frida Mercury’nin yazısını kaynak olarak kullanarak kendi fikirlerimi de katarak derlediğim yazı.  https://www.betreut.de/eltern-blog/warum-freies-spiel-fuer-kinder-wichtig-ist-wie-sie-es-foerdern-koennen/

2 Comments

Add Yours →

Bir süredir instagramdan takip ediyorum sizi. Blog yazılarını da ilgiyle okuyorum. Benim 3 kızım var. Ilk çocuk hiç kendi kendine kalmadı. Hep bir büyükle oynama yada okul deneyimi oldu. Ikinciyi serbest bıraktığım zamanlar çok oldu, üstelik kendi kendine oyun kurabilen bir çocuk. Fakat ekran karşısında olmayı her zaman oyuna tercih eder. Bir yolculuk esnasında etrafa ilgi duymazlar. Bakın bahar gelmiş, ağaçlar çiçek açmış diye ben ilgi uyandırmaya çalışırım.

İlgi uyandırmanız müdahale etmek demek değil, bu konuda tabi ki onlara rehber olmalıyız. Rehber olmakla, müdahil olmak farklı şeylerdir. Siz bir kere “aa bakın gökyüzüne, ne harika” dersiniz, onda bir ışık yakarsınız, bir sonraki gezilerinizde artık onlar size bir şeyler göstermeye başlarlar. Bazen de onlar size ufacık bir böceği, sineği gösterirler, yeterli ilgi ve alakayı görürlerse o yönleri gelişir.

Bir cevap yazın