Matura vs. YKS: İki Farklı Dünya, Tek Bir Gençlik – Bir Öğretmeninin Gözünden

Viyana’da bir lisede Din ve Etik öğretmeniyim. Bu yıl benim için meslek hayatımın en heyecanlı ve gurur verici dönemlerinden biri oldu: İlk defa öğrencilerimi din dersinden Matura sınavına hazırladım ve onların bu süreci başarıyla tamamlamalarına şahitlik ettim.

Bu deneyim, beni eğitim sistemleri üzerine biraz düşünmeye sevk etti. Özellikle Avusturya’daki bu köklü sistem ile Türkiye’deki öğrencilerin içinden geçtiği sistemi karşılaştırmak istedim. Birçoğumuzun hâlâ eski adıyla “ÖSS” olarak bildiği, ancak günümüzdeki adıyla YKS olan bu iki sınav modeline gelin yakından bakalım.

1. Matura Nedir? (Avusturya Lise Bitirme Sınavı)

Avusturya ve many Avrupa ülkesinde lise mezuniyet sınavına Matura denir. Almanya’da ise bu sınava Abitur adı verilir. Kısacası Matura; Avusturya’da lise eğitiminin sonunda yapılan ve öğrencilerin üniversiteye girmesini sağlayan merkezi bir bitirme sınavıdır. Hem genel liselerde (AHS) hem de mesleki teknik liselerde (BHS) uygulanır ve üç temel ayaktan oluşur:

  • Zentralmatura (Merkezi Yazılı Sınavlar): Sorular bakanlık tarafından hazırlanır, tüm ülkede aynı anda uygulanır. Matematik, Almanca ve İngilizce zorunludur.

  • VWA (Proje Ödevi): Öğrencinin son sınıfta bilimsel kurallara uygun olarak yazması gereken bir tez ödevidir.

  • Mündliche Prüfungen (Sözlü Sınavlar): Sorularını okulun kendi öğretmenlerinin hazırladığı, bilgiyi yorumlamaya dayalı sözlü aşamadır. Öğrencinin seçtiği derslerden, komisyon önünde 10-15 dakikalık bir sınav sürecini kapsar.

Matura Süreci Nasıl İşler?

Sistemde zamanlama bizim alıştığımızdan çok farklıdır. Öğrenciler lisenin son sınıfında (8. sınıfta), ikinci dönem olan Mayıs ve Haziran aylarında okuldan muaf olurlar. O zamana kadar tüm okul notlarını almış olmaları ve artık bütün hazırlıklarını sadece Matura için yapmaları gerekir. Mayıs ayında Zentralmatura denilen yazılı kısma girerler, Haziran ortalarında ise sözlü kısım başlar.

2. Sınav Odasının Ambiyansı ve Matura Felsefesi

Matura, bir öğrencinin sadece ezber yeteneğini değil; üniversiteye ve hayata ne kadar “hazır ve olgun” olduğunu ölçmeyi hedefler. Genel olarak Avusturya eğitim sisteminde ezbere dayalı bir yapı yoktur.

Öğrenciler sözlü sınav için kendi ilgi alanlarına göre ders seçebilirler. Tıpkı bu yıl benim öğrencilerimin din dersini seçmesi gibi… Din dersi Maturasında öğrenciler sadece dini bilgileri ezberlemezler; toplumsal barış, inanç özgürlüğü, varoluşsal sorular ve güncel konular üzerine derinlemesine analizler yapar, kendi fikirlerini savunurlar.

Sözlü sınav sırasında öğrencilere, bilgiden ziyade o bilgiyi hayatın içine nasıl entegre ettiğini ölçmek amacıyla tam üç kategoride soru yöneltilir:

  • Soruyu Anlama, Açıklama ve Anlatma: Öğrencinin konunun özüne ne kadar hakim olduğu ölçülür.

  • Transfer (Konuyu Günümüze Uyarlama): Öğrencinin teorik bilgiyi alıp, ilk defa karşılaştığı güncel bir probleme veya modern dünyaya adapte edebilme becerisine bakılır.

  • Reflexion (Derinlemesine Değerlendirme): Bir nevi konu hakkında tefekkür etmedir. Öğrencinin eleştirel düşünmesi, “Bu bilgi yaşadığım toplum ve kendim için ne ifade ediyor?” sorusunu yorumlaması istenir.

3. Komisyonun Yapısı ve Matura Kıyafet Kültürü

Sözlü sınav esnasında komisyonda okul müdürü, sınıf öğretmeni ve yetkili bir diğer öğretmen dinleyici olarak hazır bulunur. Müdürün her halükarda soru sorma yetkisi vardır. Sınav, iki bölüm öğretmeni eşliğinde yürütülür; öğretmenlerden biri soruyu sorarken diğeri dinleyici konumundadır ancak gerektiğinde o da soru sorma yetkisine sahiptir.

Ben lise eğitimimi burada alıp Matura yapmadığım için ilk başta bu ortam bana çok farklı gelmişti. Hatta bizim eski ÖSS/YKS sistemimizle kıyasladığımda, hazırlanması çok daha kolay ve pedagojik açıdan verimli bir sınav olduğunu düşünüyorum. Matura sınavının yazılı kısmı hariç, sözlü kısmı tamamen bilgiden ziyade yoruma ve sunuma dayalıdır.

Bu sınavların işleyiş şekli adeta profesyonel bir iş görüşmesi tarzında olur. Öğrenciler sınava gelirken ya takım elbise giyiyorlar ya da resmi, son derece özenli bir kıyafet tercih ediyorlar. Yani işin hamallık, ders çalışma kısmı bitmiş; geriye sadece harika bir sunum yapmak kalmış gibi… Evet, Matura aslında bir nevi kendinizi sunma ve ifade etme sanatıdır.

Okulda Kıyafetlerin Konuştuğu O Gün

İşin en enteresan yanı, sadece öğrenciler değil biz öğretmenler de bu kıyafet kuralına sıkışıkıya uyarız. Maturaya özel takım elbiselerimizi giyer, normal günlerden çok daha özenli görünmeye dikkat ederiz. Normalde buranın günlük okul hayatında hem öğrenciler hem öğretmenler son derece salaştır. Kadın öğretmenler günlük hayatta neredeyse hiç topuklu ayakkabı giymezken, sadece Matura zamanında giyerler. Dışarıdan gelen birisi, okul koridorlarındaki o şıklığı gördüğü an içeride çok özel, ciddi ve prestijli bir durum olduğunu hemen anlar.

Güzel ve özenli giyinmenin ortamı ciddileştirdiği ve gençlerin özgüvenini artırdığı bir gerçek; bunu sınavda soru soran bir hoca olarak bizzat deneyimledim. Şık bir ortamda öğrencinizle karşılıklı oturmuş, yetişkin iki insan gibi bir dini konu hakkında derinlemesine tartışıyorsunuz; olay tamamen bundan ibaret.

4. Erken Yaşta Alınan Hayat Kararları

Matura sınavını yakından deneyimleyince şunu açıkça söyleyebilirim ki; Matura bir lise bitirme sınavı, YKS ise bir üniversiteye giriş sınavıdır. Neden böyle bir değerlendirme yaptım? Çünkü Matura sınavından sonra öğrencilere Türkiye’deki gibi merkezi bir puanlama yapılmıyor. Maturayı geçen her öğrenci, gelecek dönem için üniversitede istediği herhangi bir bölüme doğrudan kayıt olmaya hak kazanıyor.

Bizi en çok şaşırtan kısım bu değil mi? Nasıl yani, elinde o belgenin olması yeterli mi? Sayısal-sözel bölümler yok mu vs. Elbette var, herkes her bölümü okuyamaz ama buna öğrenci olarak sen karar veriyorsun. Çoğu öğrenci üniversiteye gidip derslere giriyor, bakıyor ve kararını ona göre veriyor.

Hatta durum o kadar farklı ki, okulumda Matura sınavı sonrası öğrencilere ne yapmak, nerelere kaydolmak istediklerini sorduğumuzda aldığım cevaplar benim için şaşırtıcıydı. Çünkü bilirsiniz ki bizde lise ve sınav bitince direkt kazandığın bölüme gider okursun; yani en azından benim dönemimde öyleydi. Buradaki öğrencilerin bazıları hemen üniversiteye başlamayacaklarını, bazıları dünyayı gezmek istediklerini, bazıları ise bir yıl çalışıp ehliyet vs. almak istediklerini söylediler.

Öğrenciler kendi hayatları hakkında böylesine özgür kararlar alırken, kendi gençliğime bakıp bir hayıflanmadım, üzülmedim değil… Her şeyi büyük bir stresle yaptığımız, sınav kaygısı ve gelecek kaygısı içinde geçirdiğimiz o gençlik yıllarımız…

Tabii şimdi buraları da çok toz pembe gibi göstermeyeyim; elbette burada da Matura sınavının büyük bir stresi var. Sınav ciddi bir emek gerektiriyor ve kimse elini kolunu sallayarak geçmiyor. Benim bahsettiğim, sadece sistemin içeriğindeki felsefe farklılığı. Lise eğitimi boyunca Matura bilincinde olan öğrenciler ve aileler, kendilerini bu yönde geliştirmeye çalışıyorlar. Matura sınavına olan hazırlık, bir insanın ömür boyu taşıyacağı özellikleri ve becerileri kazandırıyor; bu anlamda çok güzel. Ayrıca Matura buralarda bir marka gibidir; adeta bir başarı nişanesidir. Zaten Avusturya liselerinden mezun olan her öğrenci neredeyse Almancanın yanında 3-4 dil bilerek mezun oluyor ve İngilizce seviyeleri cidden çok iyi. İngilizceden de tıpkı bir dil sınavı formatında sözlü Matura sınavı yapılıyor ki zaten burada İngilizce bir mecburiyet.

5. Din Dersinin Yeri ve Bir Öğretmenin Gözlemleri

Her ülkenin dinamiği farklı olduğu için “şu sistem iyidir, şu kötüdür” demek benim haddime değil. Lakin o yarışmacı sistemin içinden gelmiş birisi olarak, halihazırda bu sistemde Matura sınavlarında sorumlu bir öğretmen olarak görev yapınca ister istemez bir karşılaştırma oluşuyor.

Açıkçası Maturada öğrencilerin o özgüvenleri, kendilerinden emin halleri dikkatimi çok çekiyor. Şimdi çok daha iyi anlıyorum Matura yapıp üniversiteye gelmiş kişilerin özgüvenlerinin kaynağını… Ahh, 2000’li yıllarda Viyana Üniversitesi’ne ilk geldiğimizde yaşadığımız o adaptasyon ve yabancılık sıkıntılarını bir biz biliriz, bir de o üniversitenin soğuk duvarları…

Maturanın sözlü kısmı, öğrencinin kendisini sözlü olarak ifade etme, bir konuyu tartışma ve yorumlama becerisine odaklanır. Üstelik öğrenciler kendi okullarında, yıllardır tanıdıkları öğretmenlerin karşısında sınava girerler. Ortam ne kadar ciddi olsa da hissettirdiği güven duygusu yüksektir.

Viyana’da gerçekleştirdiğimiz Din Maturasında gençlerin; dünya barışı, farklı kültürlerin bir arada yaşaması, inancın hayata kattığı anlam, Kur’an-ı Kerim’de adı geçen peygamberlerin hikayelerinin günümüz dünyasına mesajları ve ibadetlerin felsefi yönü üzerine yaptıkları o harika sözlü sunumlar, onların sadece birer “öğrenci” değil, düşünen ve üreten birer “birey” olduklarını kanıtlıyor.

Son Söz

Türkiye’deki YKS, milyonlarca adayın olduğu bir ülkede zorunlu bir seçme aracı olabilir; ancak gençlerin tüm potansiyelini tek bir teste sığdırmak onların kendilerini keşfetmesini zorlaştırıyor.

Avusturya’daki Matura sistemi ise, özellikle bizim din dersinde yaptığımız gibi sözlü sınavlarla gençlere bir ses ve kimlik kazandırıyor. Bu yıl öğrencilerimin o sınav odasından başları dik, kendinden emin bir şekilde çıkışını izlemek bir öğretmen olarak benim için en büyük ödüldü.

Hele bir de çok kültürlü, çok dinli ve çok milletli bir ortamda öğrencilerin kendi dinlerini yorumlamaları, güncel küresel konulara kendi inançlarının perspektifinden rasyonel cevaplar vermeleri ayrıca harika bir durum. Böyle bir imkanın verilmiş olması da Müslüman öğrencileri oldukça onore ediyor. Birçok Müslüman öğrenci için din dersinden Matura yapmak büyük bir gurur. Lise eğitim hayatı boyunca söylemek istediklerini belki de konuya göre, tüm komisyonun önünde sunmak; kaliteli bir Müslüman olarak hem dinini hem yaşadığı ülkenin kültürünü, dinini bilen biri olarak orada bulunmak oldukça gurur verici.

Bilinçli gençlerimizin sayılarının artması duasıyla…

Siz ne düşünüyorsunuz? Sizce hangi sistem bir genci gerçek hayata ve geleceğe daha iyi hazırlar? Yorumlarınızı ve düşüncelerinizi bekliyorum!

Bir yanıt yazın